Anasayfa / Ortadoğu / “ABD’ye arabuluculuk teklifi Türkiye’den gitti, Demokratik Suriye Güçleriyle pazarlıklar var”

“ABD’ye arabuluculuk teklifi Türkiye’den gitti, Demokratik Suriye Güçleriyle pazarlıklar var”

Ahval’den Burhan Ekinci, İmralı’da yapılan son görüşmeye ilişkin olarak Amed Dicle ile yaptığı görüşmeyi yazdı. Görüşmenin perde arkasına değinen Amed Dicle, Türkiye’nin ABD’nin arabuluculuğunda Demokratik Suriye Güçleri ile pazarlıklar yürüttüğünü iddia etti.

Haberin tamamı şu şekilde:

Türkiye İstanbul seçimleriyle ilgili tartışmalara odaklanırken Kürt meselesinin çözümünde umutların tamamen söndüğü bir süreçte İmralı kapısı aralandı, PKK lideri Abdullah Öcalan imzalı kısa bir metin yayımlandı. İmralı’daki görüşme sekiz yıl aradan sonra avukatları tarafından yapılmıştı.

Tam da Türkiye ile Suriye Demokratik Güçleri (DSG) arasında görüşmelerin yapıldığıyla ilgili haberlerin çıktığı, ABD’nin arabuluculuk yaptığının duyurulduğu bir ortamda bu görüşme dikkat çekiciydi. İmralı görüşmesi, yeniden bir çözüm süreci mi başlıyor tartışmalarını, AKP’nin İstanbul seçimleri için Kürt seçmeni etkileme taktiği iddialarını beraberinde getirdi.

Peki bu görüşmenin anlamı ne? Türkiye ile SDG arasında neler yaşanıyor? AKP yeniden çözüm sürecine mi dönmek istiyor? Kürt seçmen 23 Haziran’da İstanbul’da ne yapar?

Tüm bunları “2005-2015 Türkiye-PKK görüşmeleri/Kürt Sorununun Çözümüne ‘Çözüm Süreci’ Operasyonu” adlı kitabın yazarı gazeteci Amed Dicle’ye sordum.

İmralı görüşmesini ve mesajını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Daha evvel de İmralı’da görüşmeler oluyordu. Sürekli görüşmeler olduğu süreçlerde olağan bir aile veya avukat görüşmesi bu oranda gündem oluşturmuyordu. Çünkü rutin görüşmelerdi. 2 Mayıs görüşmesinin önemi sekiz yıl aradan sonra avukatların İmralı’ya gitmesidir. Bunca yıldan sonra avukatların İmralı’ya gitmelerine izin verilmesi ilgi çekti…

Leyla Güven ve ce-zaevlerinde binlerce siyasi tutsak açlık grevinde, 30 tutsak ö-lüm orucuna başladı. Kürtlerden bir tepki var. Devlet bu tepkilere karşı bir sıkışmışlığı yaşıyor. Bir taraftan seçimler, diğer yandan Suriye meselesi var… Tayyip Erdoğan’ın Kürt politikası da ters tepti. Acaba bir görüşme olursa, bu tepkiler biraz azalır mı, Kürtlerin tepkilerini biraz dindirmiş olur muyum, türünde bir yaklaşım içinde. Bu yaklaşım çerçevesinde görüşme oldu. Görüşme sonrası acaba, Hükümet ile PKK, Hükümet ile Öcalan arasında görüşme mi var tartışmaları başladı ama hükümet de PKK de bunun olmadığını açıkladı.

Peki, Hükümet ile PKK ya da Öcalan arasında yeniden bir diyalog yok mu?

Çözüm sürecinde daha yoğunlaşmış bir diyalog vardı ama şimdi bundan bahsedemiyoruz. PKK de hükümet tarafından da bizzat Tayyip Erdoğan bunun olmadığını açıkladı. Sayın Öcalan’ın okunan metinde de bunun bir müzakere ve mutabakat metni olmadığı belirtildi. Üç merkezli açıklamalara baktığımızda böyle bir sürecin olmadığını anlayabiliyoruz.

Üstelik Hükümetin yürüttüğü hem Türkiye hem de Suriye’de Kürtleri sindirme, teslim alma politikası olağan bir şekilde devam ediyor. Bu politika devam ettiği müddetçe bir çözüm sürecinden bahsedemiyiz. Çözüm çözüm süreci bir görüşme olup olmama meselesi değil, bir zihniyet meselesidir. Günde 25 görüşme olsa da devlet tarafı çözüm konusunda bir zihniyet geliştirmemişse çözüm mümkün değil.

Çözüm süreci var mı yok mu tartışmaları da şu an AKP’ye yaradığını düşünüyorum. Bunun yeniden tartışılması Erdoğan’ın politikasına hizmet ediyor. Tayyip Erdoğan, İstanbul seçimleri bağlamında düşündüğümüzde kendini Kürtlere şirin göstermenin az da olsa kendisine yaradığını düşünüyor.

Toplumda yaratılan bu algıyı AKP bilerek mi yaratıyor? AKP İstanbul için Kürt seçmene göz mü kırpıyor?

AKP çok pragmatik ve sin-si bir oluşum. Böyle planlamış olabilir. Avukatlar 2 Mayıs’ta İmralı’ya gidiyorlar. Görüşmede kağıt, kalem yok. Not tutamıyorlar. Sayın Öcalan imzalı okunan metin devlet tarafından hafta sonu avukatlara veriliyor. Avukatlar da 6 Mayıs’ta metni okuyor ve YSK o gün kararını verdi. Bir gün önce avukatlar, bu metni okusalardı da yine bu tartışma yapılacaktı. Ayrıca bir avukat görüşmesiyle Kürt sorunu çözülecekmiş gibi veya PKK-AKP anlaşmış gibi zorlama yorumlara gidiliyor.

Kürtlerin AKP’ye oy vermesi için ortada hiçbir gerekçe yok. Tam tersine verenlerin de tekrar vermemesi için yeni gerekçeler var. AKP açısından bu bir handikap. Bir çözüm süreci geliştirme durumu yok ama belki böyle tartışmalar yaparak, HDP, Kürt hareketine biraz mesafeli olan ama AKP’nin politikalarından memnun olmayan Kürtleri kazanma ve onların oylarını almasa bile CHP için sandığa gitmeme konusunda kendince bir manevra yapmış olabilir. Ama bu AKP’nin Kürt hareketiyle bir anlaşması olduğu anlamına gelmiyor.

Görüşmenin kaydı sonradan mı avukatlara verildi?

Görüşmenin kaydı değil, 6 Mayıs’ta okunan Sayın Öcalan ve İmralı’daki arkadaşlarının okunan yazılı metin sonradan verildi. Sayın Öcalan bu metni diğer arkadaşlarıyla yazarak görüşmede avukatlara veriyor ama prosedür gereği İmralı’da avukatlara bir şey vermek yasak. Bu metin idareye teslim ediliyor, Adalet Bakanlığı üzerinden metin avukatlara veriliyor.

Yani bu metin avukatlara geç verildiği için mi 6 Mayıs’ta okundu?

Evet. Hafta sonu ulaştırılıyor onlar da Pazartesi metni okuyor. Kaldı ki, bu metinde seçimlere dikkat çekecek herhangi bir ibare de yok. Yedi başlık, iki konu var: Suriye’deki gelişmeler ve açlık grevleri…

Suriye’deki gelişmeler konusunda Kürtlerin haklarını Anayasal güvence altına alınması önerisi var… Suriye’de yeni bir süreç başladı. IŞİD sahada bitirildi. Kürtlerin, Suriye’nin toprak bütünlüğü içeresinde Anayasal güvence talebi var. Metinde, Türkiye’nin hassasiyetine dikkat edilmeli konusu da var. Türkiye’nin hassasiyetleri neler? Buna Türkiye açıklık getirmeli. DSG Genel Komutanı açıkladı. ABD’liler, Türkiye ile SDG arasında arabuluculuk yapıyor. James Jeffrey (ABD Suriye Özel Temsilcisi) heyeti, Rojava ile Ankara arasında görüşmeler yapıyor. Belki Türkiye hassasiyetlerini iletmiştir, bunu şu an bilemiyoruz. Türkiye, Demokratik Suriye Güçleri’ne ABD’liler aracılığıyla bir paket sundu mu, bunu bilmiyoruz. Ama Türkiye Suriye politikasında çok zor durumda. ABD ile Rusya arasında bir sıkışmışlığı yaşıyor.

Türkiye S-400’leri almasa ya da belirsiz bir tarihe ertelerse, Suriye’de Rusya ile yürüttüğü konsept kırılabilir. Bu da Afrin’den çıkarılması sürecinin başlaması demek. ABD ile benzer sorunlar yaşıyor. Türkiye, bu sıkışmışlığı açmak için, Suriye’de Kürtlerle doğrudan ya da dolaylı görüşerek zaman kazanma planı yürütüyor. Türkiye, Amerikalılardan, DGS ile arabuluculuk yapmasını istedi.

Türkiye zor durumda. Suriye politikaları çö-ktü. Girdiği yerlerde tutunma gibi sorunu var. Suriye’deki aktörlerle -sadece Kürtlerle de değil- görüşme dışında başka bir şansı yok.Türkiye, Kürtlerle görüşerek, Suriye’de iflas eden politikasına zaman kazandırmaya çalışıyor.

Amerikalılar da arabuluculuk yapıyor. Türkiye bu görüşmelerde kendi istek ve taleplerini aktarıyor. Bu istekler, Kuzey Suriye yönetimine gidiyor. Yönetim değerlendiriyor. Onlar da isteklerini iletiyor. Böyle bir pazarlık, müzakere süreci var….

ABD’nin arabuluculuğu İmralı’yı da kapsıyor mu?

Bu konuda bir bilgi yok. Bir ihtimal de görmüyorum. Fakat Suriye’de, DSG ve Kürtlerle bir anlaşma olacaksa, bunun Türkiye’deki sorunla bağlantılı olmadan çözülmesi mümkün değil. Sayın Abdullah Öcalan’ın içerisinde olmayacağı bir süreçte, Türkiye ve Demokratik Suriye Güçleri’nin daha stratejik konularda anlaşmasının mümkün olmadığını düşünüyorum.

Kürt sorunu hem Türkiye hem de Suriye’de anayasal güvence ile ancak çözülür. Türkiye içerisinde Kürtlerle sa-vaşan bir Hükümetin Suriye’deki Kürtlerle anlaşması ihtimal dahilinde değil. Türkiye bu sorunu çözecekse, hem Türkiye, hem de Suriye için bir çözüm paketi hazırlaması gerekiyor. Bunun da şartları var mı? Yok. Bu bir zihniyet meselesi. Şu anda bu zihniyet yok ortada.

Kaynak: Ahval

Kontrol Edin

‘Türkiye’nin NATO üyeliğini iptal etme zamanı geldi’

Daily Telegraph yazarı Con Coughlin, bugün ‘Türkiye’nin NATO üyeliğini iptal etme zamanı’ başlıklı yazı kaleme …