Anasayfa / Politika / ANAR Genel Müdürü Uslu: AK Parti hesap hatası yaptı

ANAR Genel Müdürü Uslu: AK Parti hesap hatası yaptı

ANAR Genel Müdürü İbrahim Uslu, 31 Mart yerel seçimlerinde AK Parti’nin bazı büyükşehirleri kaybetmesini ‘hesap hatası’na bağladı. İttifaklı seçimin bu sonucu getirdiğini söyleyen Uslu’ya göre CHP ittifak diplomasisi ve kurduğu esnek modellerde başarılı oldu. Uslu’ya göre, Ekrem İmamoğlu siyasette kalıcı iz bırakabilecek bir isim oldu.

ANAR Genel Müdürü Uslu, AK Parti’nin aralarında İstanbul ve Ankara’nın da yer aldığı bazı büyükşehirleri kaybettiği yerel seçim sonuçlarını değerlendirdi.

Seçim sonuçlarına bakıldığında AK Parti’nin oy kaybetmediğine dikkat çeken Uslu’ya göre Ankara, Antalya gibi şehirlerin el değiştirmesi ‘hesap hatası’ndan kaynaklandı. Yüzde 50 oy almayı gerektiren ikili yarışın buna neden olduğunu söyleyen Uslu’ya göre bu sonucu doğuran temel faktör ittifakla seçime gitmek oldu.

İbrahim Uslu

Uslu, “Ekonomik kriz koşullarında değerlendirildiğinde Cumhur İttifakı’nın performansı çok iyi ve takdir edilmeli” dedi.

Seçimde yarışan ittifakları ve partilerin aldığı oyları da değerlendiren Uslu’ya göre seçimde CHP çok iyi performans gösterdi ama başarısı oy oranı ve seçmen tabanını genişletmesinde değil ittifak diplomasisindeki başarısıydı.

Uslu’ya göre seçmen HDP’yi 7 Haziran’daki pozisyonuna çekmek için uyardı. Kazanamasa da kazandıran İYİ Parti’ye ise seçmen ‘Sistem içinde kal’ mesajı verdi.

Uslu’nun seçim sonuçlarıyla ilgili Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’ya yaptığı değerlendirmeler şöyle:

”AK PARTİ BÜYÜKŞEHİRLERİ KAYBETTİ’ DİYE YORUMLAMAK MÜMKÜN DEĞİL’

31 Mart yerel seçim sonuçlarına göre AK Parti çok sayıda büyükşehiri kaybetti. Siz bu sonuçları nasıl değerlendirdiniz?

Enterasan bir sonuç var ama bunu ‘AK Parti büyükşehirleri kaybetti’ diye yorumlamak çok mümkün değil. Adana, Mersin zaten AK Parti’de değildi. Antalya ve Ankara’yı kaybetti. İstanbul’u da kaybetme olasılığı var. Süreç devam ediyor. Kaybedilen illeri tek tek değerlendirmek lazım. Antalya’da Anayasa referandumu ve genel seçimlerde Cumhur İttifakı muhalefetin gerisine düşmüştü, kaybedeceği büyük ölçüde belliydi. Ankara’da 2014 yerel seçimleri zorlukla kazanıldı. Kaybedileceğinin sinyali 5 yıl önce verildi. Ama ilçelerde kayıp yok. Belediye Meclislerinde çoğunluk devam ediyor. İstanbul’da da referandumda hayır çıktı, genel seçimlerde Cumhur İttifakı yüzde 50 oldu. İki adayın yarışacağı ve yüzde 50 oy gerektiren bir seçimde kaybetme riski bu sonuçlara bakıldığında görülüyordu. Ben yerel seçim süreci başladığında Ankara kadar İstanbul da riskli demiştim. Sonuçlara bakılınca AK Parti yüzde 48.5 oy aldı. Genel seçime göre 1.5 puan aşağıda.

‘ANKARA VE ANTALYA’DA KAYBETTİREN TEMEL FAKTÖR İKİ ADAYLI YARIŞTI’

Antalya, Ankara gibi kentlerde belediye başkanlığı seçimlerini neden kaybetti?

Ankara ve Antalya’da kaybettiren temel faktör bence iki adaylı yarıştı. İki adaylı yarışta her yerde yüzde 50 oy almanız gerek. AK Parti önceki seçimlerde yüzde 50’lere çıkmadan kazanıyordu. İstanbul 47, Ankara 44 ile alınmıştı. Antalya bunların da altında bir oyla kazanıldı. Bence AK Parti hesap hatası yaptı ve yüzde 50 oy alma zorunluluğu getiren bir tasarımla seçime gitti. Bu sonucu doğuran temel faktör ittifakla seçime gitmesi oldu. Türkiye geneline bakıldığında Ordu, Samsun gibi üçlü veya daha çok adaylı yarışlarda AK Parti’nin performansına bakılırsa, “oy kaybetti, AK Parti geriliyor” gibi yorumlar yapamayız.
Mersin, Adana ittifak çerçevesinde MHP’ye bırakılmıştı. İttifak tutmadı mı?

Mersin, Adana gibi bütün partilerin neredeyse denk güçlerle yarıştığı yerlerde yüzde 50 hedefi konulunca aşamayabiliyorsunuz. Yoksa AK Parti bu illerin çoğunda birinci partidir. Ama ittifak stratejisi bu sonucu doğurdu.

‘İTTİFAKTA ESNEKLİK MUHALEFETE AVANTAJ KAZANDIRDI’

Siz iki ittifakı nasıl değerlendirdiniz?

AK Parti ve MHP sadece birbirleri ile ittifak yaptı, dışarıdan destek almadılar. Aslında Millet İttifakı değil CHP-İYİ Parti seçim iş birliği vardı. Ama buradaki işbirliği iki partiyle sınırlı kalmadı. İstanbul’da, Adana, Mersin gibi illerde buna 3. parti, HDP eklendi. Urfa, Adıyaman’da Saadet adayı desteklendi. Toplamda bakınca bir taraf çok elastik ve bölgeye göre farklı güç birlikleri yapabilirken diğer taraf sadece birbirleri ile ittifak yaptı. Elastikiyet muhalefet blokuna avantaj kazandırdı. Tüm bunlara bakınca “AK Parti büyükşehirlerde kaybetti” değerlendirmesi eksik ve klişe. Çünkü oy oranlarında bunu görmüyorsunuz. Üstelik ekonomik kriz koşullarında değerlendirirseniz Cumhur İttifakı’nın performansı çok iyi, onu takdir etmek lazım.

‘CHP’NİN BAŞARISI SANDIKTA DEĞİL, İTTİFAK DİPLOMASİSİNDE’

Bu seçimin kazananı CHP mi oldu?

CHP iyi performans gösterdi. CHP bence Anayasa referandumundan bu yana partiler arası diplomasi yürütme, bir blok oluşturma konusunda başarılıydı. Daha önce MHP ile Cumhurbaşkanlığı seçimi için ittifak kurmuş ama bunu genişletememişti. 24 Haziran’da HDP dışarıda kalmasına rağmen rakip blokla başa baş rekabet edecek ittifak kurdu. Bu yerel seçimde bir adım daha attı, bazı seçim bölgelerinde HDP desteği alan diplomasiyi kurmayı başararak yoluna devam etti. Bence CHP’nin başarısı sandıkta gösterdiği performans değil. Çünkü sandıkta o blokun oylarında büyük artış görmüyoruz. Referandumdan bu yana muhalefet oyları da iktidar blokunun oyları da çok değişmedi. Oy kaymaları yaşanmadı ama seçim çevresi bazında kurduğu ittifaklarla avantajlar sağladı ve küçük farklarla da olsa bazı büyükşehirleri kazanmayı başardı. Bu nedenle CHP’nin esas başarısı oy oranı ve seçmen tabanını genişletmesinde değil bu partiler arasında yürüttüğü diplomasi ile blok oluşturmasındadır. O da bugün değil referandumdan başlayan bir süreç.

‘İMAMOĞLU SİYASETTE KALICI İZ BIRAKACAK’

İstanbul seçimi nasıl sonuçlanacak bilmiyoruz ama bu seçim sonuçlarına bakarak, Ekrem İmamoğlu için “siyaset sahnesi yeni bir isim kazandı” diyebilir miyiz?

Kesinlikle. Gerçekten sıra dışı bir siyasetçi. Kaliteli bir siyasetçi kumaşına sahip. Görünen bu. Her seçmenle iletişim kurabiliyor. Kendisini özgürce ifade edebiliyor. Bunu kimseyi incitmeden, rencide etmeden yapabiliyor. Önemli avantajlara sahip. Bu seçimde de aklıselimi, itidali teslim etti. Gerilimi yüksek bir seçimde seçimin tansiyonunu düşürmeyi başardı. Bu özellikleriyle takdir topladı. Seçmen aslında huzuru, sükuneti tercih eder. Hepimiz bunu isteriz. İnsanların doğal taleplerine uygun bir profile sahip. Ben İmamoğlu’nun önümüzdeki süreçte siyasette mutlaka önemli pozisyonlarda olacağını ve kalıcı bir iz bırakacağını düşünüyorum.

‘SEÇMENDEN HDP’YE 7 HAZİRAN MESAJI’

HDP 4 il kaybetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan da balkon konuşmasında, “Güneydoğu Anadolu Bölgemizin seçim sonuçları, Kürt kardeşlerimizin kendi iradelerini pazarlık masasına sürenlere verdiği çok önemli bir derstir” dedi. HDP’nin aldığı sonuçları nasıl değerlendirdiniz?

Seçmen HDP’yi çok net uyardı. Senin parti olarak varlığını devam ettirmeni istiyorum, kesin hezimet almana izin vermeyeceğim, önemli şehirlerde destekleyeceğim dedi. Biraz oy kaybettirdi, bazı illerde seçimi kaybettirdi. Bence seçmen HDP’nin kendisine çekidüzen vermesini, değişip dönüşerek devam etmesini istiyor. HDP’yi 7 Haziran seçimi öncesindeki pozisyonuna çekmek istiyor. HDP yönetimi bu mesajı algıladı mı, süreç içinde göreceğiz. Seçmeni, üslubu sert, Türkiye’deki genel siyasetten kopuk, Öcalan’a, Kandil’e odaklı siyaset yapan bir parti olmasını istemiyor. Türkiye partisi olma çabası sarf ettiği dönem HDP’nin en çok oy aldığı dönemdir. HDP’nin seçmen nezdinde hala bir kredisi var ama diğer taraftan da kendi seçmeni tarafından sorgulanıyor ve eleştiriliyor.

‘İYİ PARTİ VARLIĞINI KORUDU, KAZANDIRDI’

İYİ Parti tek bir il ya da büyükşehir kazanamadı. “Bu seçimin kaybedeni İYİ Parti mi” yorumlarına katılıyor musunuz?

Ben katılmıyorum. İYİ Parti kazanamasa da kazandıran bir parti oldu. Muhalefetin iktidar blokuna karşı bir seçim hezimetine uğramamasını sağlayan bir misyon üstlendi. Seçmenlerinin de İYİ Parti’ye tepki içinde olduğunu düşünmüyorum. Siyasetin doğasından kaynaklanan zorluklar yaşıyor. Henüz kurumsallaşma aşamasında. Mersin’de adaylık sürecinde yaşananlar bunun örneğiydi. İYİ Parti kendi aday gösterdiği yerlerde CHP kadar şanslı olamadı. CHP’den destek aldı ama CHP adayına rahatlıkla oy veren HDP seçmeni İYİ Parti adaylarına oy vermede istekli değildi. Bu tabii İYİ Parti’nin yönetebileceği bir şey değil. İYİ Parti milliyetçi bir parti, doku uyuşmazlığı var. Bu sac ayağı bozulduğunda kazanma olasılığı düştü. Tek başına girdiği yerlerde de bir sağ parti ile yarıştı. İki sağcı adayın olduğu yerde seçmenin bir kısmı yerleşik, köklü partinin adayına oy verdi. Sonuç olarak siyasi konumlanması ve kurumsallaşma sorunlarından kaynaklanan zorluklar. Ama seçmen İYİ Parti’ye “sana gerek yok, sistem dışına çıkabilirsin” mesajı vermedi. Bir taraftan güçlü rekabet yapmasını sağlayacak şekilde destek verdi. Manisa, Balıkesir’de yüksek oylar almayı başardı. 22 ilçe kazandı. “Siyasal denklemde işlev sahibisin, sistemin dışına çıkma” derken henüz büyükşehirleri, illeri teslim edebileceğim kadar kurumsallaşmadın. Seni biraz daha gözlemlemek istiyorum” mesajı verdi. Şimdi bundan sonraki performansına bakacak. İYİ Parti varlığını korudu, kazandırdı. Muhalefetin de gücünü artırdı. İlk seçimde büyükşehir kazanması da bence aşırı beklentiydi.

Bu sonuçlar iktidar partisinde bir değişime yol açar mı?

Geniş bir analiz yapılacaktır ama bu politikalara, tavırlara ne kadar yansıyacak göreceğiz. Referandum sonrasında metal yorgunluğu gerekçesiyle parti içinde değişiklikler yapılmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim gecesi de önceliklerin değişeceğini, hükümetin ekonomi alanında reformlara yöneleceğini söyledi. Bu politikalara ve kurumsal süreçlere nasıl yansıyacak birlikte göreceğiz.

Kabine değişikliği de bekliyoruz.

Bunu AK Parti zaman zaman yapar. 4-5 yıl aynı Bakanlar Kurulu ile devam etmiş bir parti değil. O nedenle buna yüksek anlamlar yüklememek lazım. AK Parti yöneticilerinde belli bir devir hızıyla değişim gerçekleştiriyor. Bunda şaşılacak bir şey yok. Seçim gecesinde Sayın Erdoğan’ın söylediği kurumsal reformlar, yapısal reformlar, daha üretken bir ekonomi mesajları önemli. Bence oralara yönelip yönelmemesi seçmen davranışları üzerinde daha fazla etkili olacaktır. Yoksa Bakanlar Kurulu’nun değişmesinin seçmen üzerinde bir etkisi yok bence.

SEÇİM SONUÇLARI YENİ PARTİ DOĞURUR MU?

Seçim öncesi yeni parti iddiaları gündem oldu. Bu girişiminde 31 Mart’ı beklediği konuşuldu. Bu sonuçlar yeni bir parti doğurur mu?

Yeni parti bu seçim sonuçlarıyla ilgili değil. Ben baştan beri şunu söylüyorum: AK Parti içinde bir şu an aktif görevde olmayan, kamuoyunun yakından tanıdığı bir grup politikacı arasında zaten bir enerji birikmesi söz konusu. Bu günün birinde ortaya çıkacaktır. Bu enerjinin nasıl, ne biçimde ortaya çıkacağını belirleyecek faktörlerden biri de Sayın Erdoğan ve AK Parti’nin tavrı olacaktır. Erdoğan daha önce dışarıda biriken başka enerjileri partinin içine kattı. Numan Bey, Süleyman Bey gibi. Şimdi benzer bir şey yapar mı, yoksa bu enerjinin parti dışında ortaya çıkmasını mı bekler bunu süreç içinde gözlemleyeceğiz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan seçim sürecinde sıklıkla “Trenden inenler bir daha binemez” mesajları verdi ama…

Siyasetin karar değiştirme hızı çok yüksektir. Sayın Kurtulmuş ve Soylu’nun, yine Bahçeli’nin polemiklerini hatırlayalım. Siyasetçilerin temel özelliği kan davası gütmeyen insanlar olması. Parti çıkarları veya ülke konjonktürü gerektirdiğinde daha önceki tartışmaları unutup yeni bir sayfa açabiliyorlar. Bence bu bir meziyet, eleştirilecek bir şey değil. Bu aşılabilir ama başka bir tablo da olabilir, yaşayıp göreceğiz.

Kontrol Edin

Arınç, Babacan ve Davutoğlu’nun iktidarına bakın yüzde kaç ihtimal verdi

Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç, AK Parti’nin 18. kuruluş yıl dönümünde 11. Cumhurbaşkanı …