Pazartesi , Nisan 22 2019
Anasayfa / Dünya / Erdoğan kime ‘kardeşim’ dediyse…

Erdoğan kime ‘kardeşim’ dediyse…

Türkiye ile Rusya arasında 2015 Kasım’ında yaşanan savaş uçağı krizinden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her buluşmada “dostum” diye hitap ettiği Putin, peş peşe ambargo ve yaptırımları devreye soktu.

Türkiye ekonomisini derinden sarsan Rusya yaptırımları, ihracattan turizme, yurt dışı müteahhitlikten Rusya’da çalışan yarım milyona yakın Türk işçisine varana kadar, pek çok alanda on milyarlarca dolarlık kayıpla, ağır bir ekonomik faturayı beraberinde getirdi. Erdoğan’ın  Putin’e gönderdiği “özür mektubu” ile ilişkilerin normalleşmesinin kapısını, o dönemde Kazakistan Devlet Başkanı Nur Sultan Nazarbayev’in arabuluculuğu açmıştı.

Erdoğan’ın “kardeşim” diye hitap ettiği ülke liderleri arasında önde gelen isimlerden Nazarbayev, sonrasında Astana Mutabakatı sürecine de ev sahipliği yaparak, Türkiye-Rusya arasında Suriye’deki ittifakın temellerinin atılmasında önemli bir misyon üstlendi. Ancak geçtiğimiz ay sürpriz bir kararla Kazakistan devlet başkanlığından istifa eden Nazarbayev’in bu kararıyla Erdoğan “kardeşlerinden” birisini daha kaybetti.

Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetleriyle kurulan ekonomik ve siyasi bağlantılar konusunda önemli bir isim olan Nazarbayev’in çekilmesi, bu açıdan Türkiye dış politikasında zaten iyi gitmeyen işler açısından yeni zorlukların kapısını aralayacak.

Nazarbayev’in ardından geçen hafta ise Erdoğan’ın tüm dünyayı karşısına alma pahasına “kardeşim” diyerek listesine dahil ettiği Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir devrildi. 1989’da askeri bir darbe ile yönetime gelen Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir, 30 yıl ülkeyi dikta ve şeriat rejimi ile yönettikten sonra, yine askeri darbe ile yönetimden uzaklaştırılarak tu-tuklandı.

30 yıllık dikta yönetimi sırasında ülkesinin bölünmesine yol açan El Beşir, sicilinde yer alan Darfur Ka-tliamı nedeniyle,  Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) kırmızı listesinde. Bu yüzden ülke dışına çıkamadığı dönemde, resmi olarak ziyaret edebildiği, itibar gördüğü, el üstünde tutulduğu yegâne ülke Türkiye idi. El Beşir son 10 yılda dört kez Türkiye’yi ziyaret etti. Erdoğan ise Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı döneminde birer kez olmak üzere iki kez Sudan’a gitti.

Erdoğan’ın Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı döneminde sıklıkla Ankara’da ağırlanan El Beşir, Erdoğan’ın geçen yıl gerçekleştirdiği Afrika’ya açılma turunda da mukabil ağırlamada bulunarak Kızıldeniz’deki stratejik Sevakin Adası’nı Türkiye’ye tahsis etti. İki ülke arasında çeşitli alanlarda 22 anlaşma imzalandı ve 10 milyar dolarlık ikili ticaret hedefi ilan edildi. Ayrıca TSK, Sudan Ordusu’nun eğitimi ve yapılandırılmasına katkı verirken, imzalanan anlaşmalarla Türkiye bu ülkede bir de askeri üsse sahip oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sudan’ı ziyaretinde Afrika’ya açılan en stratejik liman ve kapılardan birisi olan Sevakin Adası’nın turizm, restorasyon ve yeniden yapılanma çerçevesinde Türkiye’ye tahsis edilmesi, Mısır ve Suudi Arabistan’ın tepkisine neden olmuştu. İhvan çizgisindeki El Beşir ile Erdoğan’ın imzaladığı Sevakin Anlaşması, Erdoğan’ın Müslüman Afrika ülkelerine açılım planlarının en önemli stratejik basamaklarından birisiydi.

Şimdi iki yıl sonra seçim vaat ederek yönetime el koyan darbecilerin ilk adımlarından birisinin Sevakin Anlaşması’nın iptali yanında, TSK’nın Sudan’dan çekilmesi talebi olacağı belirtiliyor.

Erdoğan’ın yine “Kardeşim” diye hitap ettiği Libya lideri Muammer Kaddafi Arap Baharı ayaklanmalarında linç edilerek öldürüldükten sonra, Türkiye’ye Libya kapısı büyük ölçüde kapandı.

Mısır’da Arap Baharı ayaklanmaları sonrasında, Cumhurbaşkanı seçilen Müslüman Kardeşler’in adayı Muhammed Mursi de, Erdoğan’ın “Kardeşim” dediği liderler arasındaydı. Mursi, 30 Eylül 2012’deki AKP Büyük Kongresi’nde Erdoğan’ın “Kardeşim” diye hitap ettiği Hamas Lideri Halid Meşal, Mesud Barzani, Tunus’un İhvan çizgisindeki eski Başbakanı Gannuşi gibi isimlerle birlikte onur konukları arasındaydı.

Mursi, General Sisi darbesiyle yönetimden uzaklaştırılarak hapse atılınca, Erdoğan iktidarının  Mısır ve Libya üzerinden Kuzey Afrika’ya Sahra Altı ülkelerine açılım politikası ağır darbe aldı. Siyasi, askeri, özellikle de ekonomik ilişkiler, anlaşmalar rafa kalktı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugüne kadar “Kardeşim” diye hitap ettiği ülke liderleri ya da devlet başkanlarının önemli bölümü, ayaklanmalar ya da darbelerle yönetimden uzaklaştırılırken, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ise “Kardeşlikten” düş-manlığa, ‘Ka-til Esed’e dönüştü. Ülkesindeki sekiz yıldır süren iç sa-vaşa rağmen iktidarda kalmayı başardı. Erdoğan iktidarının Esad’ı üç ayda devirme ve Şam’daki Emeviye Camisi’nde Cuma Namazı kılma hedefi gerçekleşemedi.

Erdoğan’ın “Dostum ve Kardeşim” dediği bir diğer ülke lideri, Venezuela devlet başkanı Nicholas Maduro ise oldukça zorda.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Kardeşim” diye hitap ettiği, bazıları darbeyle bazıları seçimle iktidara gelen ülke liderleri birer birer giderken, 31 Mart yerel seçimleri ise Erdoğan ve AKP iktidarı açısından gidiş yolunun açılabileceğinin sinyallerini verdi.

Yıllardır AKP iktidarını ayakta tutan en önemli “orta direk” konumundaki Ankara ve İstanbul’un kaybedilmesiyle, olası bir erken ya da 2023 Haziran’ındaki olağan genel seçimde iktidarı kaybetme endişesi yaşamaya başlayan Erdoğan ve AKP, İstanbul’u vermemek için her yol ve yöntemi kullanmaya kararlı görünüyor. İstanbul  seçimlerinin iptali için büyük çaba sarf eden AKP, son koz olarak Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) “olağanüstü itiraz” girişiminde bulunacağını açıkladı.

AK Parti Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz; “Olağanüstü itiraz hakkımızı kullanarak, İstanbul seçimlerinin yenilenmesini isteyeceğiz’ demiştik. Hazırlıklarımızı büyük oranda tamamladık. Çok kısa bir zaman içerisinde dilekçe ve eklerini YSK’ya teslim edeceğiz inşallah” mesajını paylaştı.

YSK, bugüne kadar aldığı içtihat kararlarını yok sayıp, AK Parti’nin talep ve itirazlarının büyük bölümünü kabul ederek, art arda tepki çeken yeni kararlara imza atarken, AK Parti’nin İstanbul seçimleri için  iptal başvurusunu beklemek amacıyla, Büyükçekmece ilçesinde CHP’nin kazandığı seçimin iptaliyle ilgili AK Parti başvurusunu görüşmeyi erteledi.

Güneydoğu’da aday olmalarına onay verdiği HDP’lilerin kazandığı 24 ilçe ve beldede ise HDP’lilerin mazbatalarını “KHK ile ihraç edilmiş oldukları” gerekçesiyle iptal ederek, ikinci sıradaki AK Parti’li adaylara sandıkta kaybettikleri belediye başkanlığının yolunu açtı.

YSK’nin bu kararları, ‘kendi kendisinin kurumsal kimliğini ve saygınlığını zedeleme’ yanında, Türkiye’nin demokrasi ve seçim geçmişiyle, gelecekteki seçimlere yönelik olarak, onarılamayacak tahribatlara yol açılması şeklinde değerlendiriliyor.

AK Parti’nin İstanbul için iptal başvurusunun reddedilmesi durumunda, süreç olağan şekline dönecek ve seçimden önde çıkan CHP adayı Ekrem İmamoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı olarak beş yıl süreyle görevine başlayacak.

YSK’nin İstanbul seçimlerinin yenilenmesine karar vermesi durumunda ise bu kez kararın içeriği önem kazanacak.

Hukukçular, seçim yasasında AK Parti-MHP tarafından yapılan değişiklikle, yerel seçimlerde daha önce her seçim türü için (Büyükşehir Belediye Başkanı, İlçe Belediye Başkanı, Belediye Meclisi, Muhtar) oyların ayrı zarflara konulmasından vazgeçilerek, 31 Mart seçiminde tüm oyların tek zarfa konulup, sayıldığına dikkat çekiyorlar. Bu nedenle YSK’nin iptal kararı vermesi halinde, İstanbul’da tüm seçimlerin birden yenilenmesi gerektiğini dile getiriyorlar. YSK’nin sadece Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilenmesine karar vermesi halinde, bunun seçim hukukuna, seçmen iradesine aykırı ve hukuksuz olacağını savunuyorlar.

İstanbul seçiminin tümüyle yenilenmesine karar verildiği takdirde ise diğer muhalefet adaylarının yeni seçimde İmamoğlu lehine çekilmesi ihtimali yükselmiş durumda. Böyle bir gelişme, AK Parti’nin Büyükşehir Belediyesi yanında, kazandığı ilçe belediyesi sayısının da düşmesine, belediye meclisinde dengelerin muhalefet lehine değişmesine neden olabilecek.

İmamoğlu ile AK Parti adayı Binali Yıldırım arasındaki makasın muhalefet adayı lehine daha da açılması, Erdoğan’ı ve AK Parti’yi sıkıntıya sokacağı gibi, muhalefetin özgüveninin artmasını, Cumhurbaşkanı ve TBMM için erken seçim taleplerinin gündeme gelmesini beraberinde getirecek.

Erdoğan’ın “kardeşim” dediği ülke liderleri teker teker iktidardan giderken, İstanbul’da olası yeni seçim sonrası ortaya çıkacak siyasi tablo, “Kardeşim Bahçeli ile pazara kadar değil, mezara kadar” diye tanımladığı AKP-MHP arasındaki iktidar ittifakının da çatırdamasına,  dağılmasına, tersine dönmesine, yol açabilecek.

Kontrol Edin

Suriye’de Rusya, Türkiye ve İran’ın yardımıyla esir takası yapıldı

Suriye hükümeti ile muhalif silahlı grupların; Rusya, Türkiye ve İran’ın arabuluculuğuyla esir takası gerçekleştirdiği belirtildi. …