Anasayfa / Politika / Gazeteci Bingöl, Demirtaş’ın tahliye edileceği günü yazdı

Gazeteci Bingöl, Demirtaş’ın tahliye edileceği günü yazdı

Gazeteci Nevzat Bingöl, Öcalan’ın Selahattin Demirtaş karşısında ağırlığının azaldığını ve Demirtaş’ın daha güvenilir görüldüğünü belirterek, Demirtaş’ın 18 Haziran’da yapılacak olan duruşmasında bir tahliye beklentisinin olduğunu söyledi. Bingöl, AK Parti’nin seçimi kazanmak için İstanbul’a getirdiği melelerin de muhafazakar Kürt seçmenini etkileyip AK Parti’ye oy verdirmeyeceğinin altını çizdi.

Eski HDP’li vekil Ferhat Encü tahliye edildi

RSFM’de İstanbul seçimlerine ilişkin konuşan gazeteci Nevzat Bingöl ve Siyasi İletişimci Şeyda Taluk gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

Binali Yıldırım’ın Diyarbakır temasları sırasında kullandığı Kürdistan ifadesini ve PKK’nin adını bölge ağzıyla telaffuzunu değerlendiren Bingöl, Kürt seçmenin çok politize olduğunu ve bu tip jestlere rağmen 31 Mart öncesi kullanılan ağır ifadelerin belleklerde taze olduğunu belirtti.

‘MUHAFAKAZAR KÜRTLER DE AK PARTİ’YE DÖNMÜYOR’

“Öcalan’a yönelik tecritin kalkması gibi faktörler bile gösteriyor ki Kürtlerin oyu bu seçimde AK Parti’ye gitmeyecek. Kürt muhafazakar seçmen de AK Parti’ye vermeyecek. Bunun temel nedeni de önceki seçimde kullanılan ağır üslup. Ayrıca Öcalan’ın Selahattin Demirtaş karşısında ağırlığının azaldığı anlaşılıyor. Demirtaş daha güvenilir olarak görülüyor” diye konuşan Nevzat Bingöl, “Onun İmamoğlu’nu desteklemesi etkili olacaktır. Bu seçimi benim tabirim de ‘Kemalist Kürtler’ belirleyecek. Bu bir ironiydi ama AK Parti karşıtlığı ile hayat buldu” dedi.

Gazeteci Nevzat Bingöl, muhafazakar Kürt seçmenin geçen sefer Saadet Partisi’ne oy verdiğini hatırlatırken, bu kitlenin de İmamoğlu yönünde oy verme eğiliminde olduğunu belirtti. Kürt dini liderler, “meleler” ve AK Partili il ilçe yöneticilerinin de İstanbul’u üs yaptığını söyleyen Bingöl, buna rağmen Süleyman Soylu’nun Kürt seçmene yönelik sözlerinin, kayyum uygulamalarının seçmeni çok rahatsız ettiğine vurgu yaptı ve “Hiçbir Kürt seçmen melelerin hatırına, onun sözüne bakarak oy vermez hele de İstanbul’da” dedi.

‘FERHAT ENCÜ DE TAHLİYE EDİLDİ’

Selahattin Demirtaş’ın 18 Haziran’da yapılacak olan duruşmasında bir tahliye beklentisinin bölgede de olduğunu söyleyen Nevzat Bingöl, “Açıkçası bekleniyor, Ferhat Encü de serbest bırakıldı. Ama bölge halkı bu saatten sonra Öcalan’ı bile serbest bıraksalar bunun karşılığı olmaz deniyor.

Son söylemler ciddi travmalar yarattı. Ak Partililer bile bu üsluptan rahatsızdı. Sonuçta, evet Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılacağı düşünülüyor ama zaten bir su-çu olmadığını söylüyor vatandaş, onun tek su-çu Erdoğan’a güçlü muhalefet yapmaktı diyorlar” ifadesini kullandı.

‘VIP TARTIŞMASININ KARŞILIĞI YOK’

Siyasi iletişimci Şeyda Taluk da İsmail Küçükkaya moderatörlüğündeki tartışmanın seçmeni etkilemeyeceğini söyledi. Taluk ayrıca Ekrem İmamoğlu’nun Ordu Valisi’ne söylediği iddia edilen sözler için de şu yorumu yaptı:“Seçmenin en büyük derdi ekonomi. Her yer yanıyor.

Her 100 seçmenden 70’inin borcu var, çoğu banka ve kart borcu. İnsanların bu kadar zorlandığı, çocuğunun eğitimini kara kara düşündüğü bir ortamda VIP meselesi ancak ‘tuzu kuruların’ meselesidir. Mesele, seçmenin derdine derman olmaktır. CHP’nin de hatası var. Sürekli cevap veriyorlar, gerek yok. Gündemi değiştirmeleri gerekiyor, bu kadar uzamasının hiçbir anlamı yok. Zaten TV izleyicisi de giderek düşüyor. Gençler zaten hiç izlemiyor. Medyanın sorması gerek, izleyicinin neden bu konulara kafa yormadığını…”

Peki ne olmuştu ?

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, HDP’ye yönelik yapılan operasyon kapsamında gözaltına alınmıştı. Çıkarıldığı mahkemede tutuklanan Selahattin Demirtaş, Edirne F Tipi Ce-zaevi’ne gönderilmişti. Operasyon kapsamında Figen Yüksekdağ ve bazı HDP’li vekiller de tu-tuklanmıştı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü terör soruşturması kapsamında tu-tuklanan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın hakimlik sorgu zabıtları ortaya çıktı. Zabıtlara göre Demirtaş, hakimlik sorgusunda savcılık ifadesini tekrar etti ve sorulacak sorulara da cevap vermeyeceğini belirtti. Tu-tuklama gerekçesinde Demirtaş PKK/KCK ile paralel hareket edip 50 kişinin ö-ldüğü Kobani protestoları için halkı ta-hrik etmekle su-çlanıyor.

KOBANİ ÇAĞRILARI ‘SOMUT DELİL’

Zabıtlarda Selahattin Demirtaş’a ‘atılı su-çlar açısından kuvvetli su-ç şüphesinin varlığını gösterir somut deliller’ olarak 50 kişinin ö-ldüğü ‘Kobani Protestoları’ öncesi ve sürecinde atılan twit ve yapılan açıklamalar, Demirtaş’ın 9 Ekim 2014’te HDP Diyarbakır il başkanlığında yaptığı açıklama, 18 Aralık 2015’te Diyarbakır’da Ertuğrul Kürkçü ve Kamuran Yüksek ile hendekler ve buna bağlı eylemlere dair yaptığı açıklamalar, 26 Aralık 2015’te Demokratik Toplum Kongresi’nde yine hendek barikatlarla ilgili açıklamaları, 3 Mart 2016’da Diyarbakır Yenişehir Belediyesi önünde bir PKK’linin cen-azesiyle ilgili yaptığı açıklama ve beyanlar gösteriliyor.

HDP’ye yönelik yapılan terör operasyonunda HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile 7 HDP’li vekil tu-tuklanmıştı. Operasyon kapsamında Selahattin Demirtaş, 4 Kasım gecesi Diyarbakır’daki evinde gözaltına alınmıştı. Avukatı ile birlikte adliyeye çıkarılan Demirtaş, savcının sorularına cevap vermedi. Savcılık işlemlerinin ardından Selahattin Demirtaş, Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Diyarbakır 2. Sulh Ceza Mahkemesi terör soruşturması kapsamında Selahattin Demirtaş’ı tu-tukladı. Yapılan işlemlerin ardından Selahattin Demirtaş, hava yoluyla önce İstanbul’a ardından da helikopterle Edirne’ye getirildi. Helikopter, Şükrüpaşa Atletizm Pisti’ne iniş yaptı. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Edirne F Tipi Kapalı Ce-zaevine getirildi.

HDP’Lİ VEKİLLERDEN KİMLER TU-TUKLANMIŞTI?

Operasyon kapsamında HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, HDP’li milletvekillerinden İdris Baluken, Nursel Aydoğan, Leyla Birlik, Selma Irmak, Gülser Yıldırım, Ferhat Encü ve Abdullah Zeydan tu-tuklanmıştı. Gözaltına alınan 3 HDP’li milletvekili ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Selahattin Demirtaş ile aynı dönemde tu-tuklananan milletvekili Ferhat Encü geçtiğimi< günlerde serbest bırakıldı.

İki yılı aşkın süredir Edirne Cezaevi’nde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın ‘örgüt kurma ve yönetme’, ‘örgüt propagandası’ ve ‘su-ç ve su-çluyu övme’ iddialarıyla suçlandığı ve 142 yıl ha-pis istemiyle yargılandığı davanın bugün görülen duruşması Ankara 19’uncu Ağır Ce-za Mahkemesi’nde sona erdi. Mahkeme, yarın saat 10:00’da devam edecek.

 

Demirtaş, savunmasında şunları söylemişti:

“Leyla Güven, Barış, demokrasi için bedenini ölüme yatırmıştır”

“Açlık grevinin 77. Gününde bulunan Leyla Güven’e dikkat çekmek istiyorum. Barış, demokrasi için bedenini ö-lüme yatırmıştır. 77 gündür açlık grevinde olan sayın Leyla Güven, parlamentonun bir üyesidir. Barış, demokrasi için bedenini ö-lüme yatırmıştır. TBMM acilen heyet oluşturup, Leyla Güven’in ziyaretine göndermelidir. Leyla Güven’in talebi meşrudur. İmralı Ce-zaevindeki tecrit kaldırılmalıdır. Parlamentonun sessizliği kabul edilemez. Parlamentodan bir heyet derhal ce-zaevine gönderilmeli. Adalet Bakanı üst düzey bir yetkili cezaevine gönderilmeli, bu konuda sorumluluk almalı. Güven’in eylemi hukuki ve meşrudur. İmralı’da aile ve avukat görüşünün sağlanması talebi anayasal bir haktır. Güven bir politikacı olarak onurlu bir duruş sergiliyor. Savunmama Leyla Güven ve açlık grevinde bulunan ce-zaevindeki tüm tutsaklara selamlarımı ve sevgilerimi göndererek başlıyorum.”

Mahkemelerin başından beri politik tutum sergilendiğini söyleyen Demirtaş, “İktidar, AKP Genel Başkanı başta olmak üzere halen beni su-çlamaya devam ediyor. Benim yargılanmam medya üzerinde yapılıyor, kamuoyunda yapılıyor. İktidar yapıyor. Dolayısıyla benim de bunlara cevap vermem gerekiyor. Savunmamı bu çerçevede ele alıyorum artık” dedi.

“TBMM Anayasaya aykırı biçimde dokunulmazlıkları kaldırdı”

Demirtaş sözlerine şöyle devam etmişti:

“Savcı dosyayı iyi hazırlayamadı diyelim, tamam. Peki TBMM ne yaptı? Fezlekeleri tek tek komisyonda ele alıp da mı dokunulmazlıkları kaldırdı? Hayır. Anayasaya aykırı bir şekilde, dokunulmazlıkları kaldırdı.

“AKP, MHP ve CHP el ele verip”

Bir li-nç ortamında, AKP-MHP ve bir grup CHP’li el ele verip bizi politikleşmiş yargının önüne atmak için acele ediyorlardı. Aceleleri vardı.

“Beni ha-piste tutan yargı üst düzey IŞİD’liyi serbest bıraktı”

Beni hap-iste tutan yargı, 1 buçuk milyon ödülle aranan IŞİD’li Ayşenur İnci’yi, adli kontrol şartıyla serbest bıraktı. Mahkeme, üst düzey IŞİD’liyi 1 gün bile tutuklamayı hak ihlali olarak görmüş. Ona yaklaşımınız bu, bana yaklaşımınız bu. Mevzu bu işte.

“Eren Erdem, yargı tarihinde görülmemiş fırıldaklarla ce-zaevinde tutuldu”

Eren Erdem’i mahkeme tahliye etti. Yargı tarihinde görülmemiş fırıldaklarla, tahliye yazısı geciktirilerek ce-zaevinde tutulması sağlandı. Tahliyeye itiraz edildi, gece yarısı mahkeme toplandı ve tu-tuklanmasına karar verildi. Yargının durumu budur. Kayıtlara geçsin.”

“Her sayfaya sadece kısaca bakarak geçsem bile 5 buçuk yıl sürüyor”

Mahkeme başkanının “İncelemeniz için size belgeleri tebliğ ettik” sözleri üzerine Demirtaş, “Bana CD’de tebliğ ettiğiniz belgeler 10 binlerce sayfadır. Haftada 4 saat bilgisayarda çalışma izni verilmiş. Tek başıma. Her sayfaya sadece kısaca bakarak geçsem bile 5 buçuk yıl sürüyor bunlara bakmam. Tu-tukluluğuma devam kararı verdiğiniz için, avukatlarımla oturup dosyaları kapsamlı şekilde incelemem mümkün olmadı. On binlerce sayfa karmakarışık evrağın içinden tek başıma çıkma imkanım yok” dedi.

Demirtaş, sözlerine şöyle devam etti:

“55 kişilik savunma grubu, sadece bu dosyayla ilgileniyor ama benim ce-zaevinde, bilgisayar başında tek bir avukatımın bile hukuki desteğini almayarak savunma hazırlama şansım yok. O nedenle, ‘Sana binlerce sayfa evrak verdik. İncelediysen inceledin, incelemediysen bizi ilgilendirmez’ deyip geçemezsiniz. Geçiyorsanız da siz bilirsiniz. Çok da umurumda değil.

“Tek bir doğru ara karar verseydiniz tebrik edecektim, etmeden geçiyorum”

Dosyada fotoğrafım yok. Siz fotoğraflardan söz edince, bana ait bir foto var mı diye sordum. Siz de diyorsunuz ‘Biz dosyayı tebliğ ettik, baksaydın.’ Ara kararla talebimizi red-dettiniz. Bugüne dek tek bir doğru ara karar verseydiniz tebrik edecektim, etmeden geçiyorum.”

“Onun fezlekesini iddianameye koymak da komploya ortak olmaktır”

Anadilde eğitim talebini programına yazdırmış bir partinin eş genel başkanı olarak, anadile duyarlılık çağrımı bir terör faaliyeti olarak niteleyen bu savcı kimdir? Ahmet Karaca. Şimdi FETÖ’den tu-tuklu.

Savcı Ahmet Karaca, bir dönem Diyarbakır Adliyesini yöneten kişilerdendi. Komplo, kumpas, çete faaliyeti, her türlü ayak oyunu. Tanırız. FETÖ’cü mü değil mi bilemem ama yasa dışı bir sürü iş yaptığına tanıktık ve meydanlarda bunu söylüyorduk da.

Terörist diye tu-tuklanmış bir savcının, anadille ilgili yaptığım iki cümlelik değerlendirmeden, beni terör örgütü üyesi olmamakla birlikte terör faaliyeti yürütmekle su-çlaması ahlaksızlığın daniskasıdır. Onun fezlekesini iddianameye koymak da komploya ortak olmaktır.

Avukatlarım iletiyor, Cemaatçiler sosyal medyada “Demirtaş bizi su-çluyor ama hayır onu tut-uklayan Cemaat değil AKP’dir” diyormuş. Bize yapılan operasyon, AKP-Cemaat ortaklığının operasyonudur. İşte savcı Ahmet Karaca.

Kumpasın daniskası

12 fezlekem bunlar tarafından düzenlenmiş ve tutuklanma gerekçem haline getirilmiş. Cemaatten tu-tuklanan, ce-za alan savcıların bizimle işlemleri gözden geçirilmedi. Balyoz, Ergenekon hatta bazı adli davalar gözden geçirildi.

Bu savcı Ahmet Karaca tutuklandı, hakkında iddianame hazırlandı. Bir kişi bile sormadı; ya sen bir sürü faaliyet yürüttün, kumpaslar kurdun. Bir tanesi de Selahattin Demirtaş hakkındaki fezleke. Kumpasın daniskası.

” Anadilde eğitim talep etmenin terörle alakası yoktur”

Resmi bir dernek olan Kürt Dil Derneği’nin yaptığı ve müzikle, güle oynaya geçen bir yürüyüşe katılıp konuşma yaptım diye beni ‘terör örgütü üyesi’ olarak görmek halkıma da ha-karettir. Faşistliktir, başka da bir şey değildir. Anadilde eğitim talep etmenin terörle alakası yoktur. Kürt halkı, Kürt halkı olduğundan beri anadili vardır.

Savcı şansını o kadar zorlamış ki örgütsel bir faaliyete sokmak için. Öcalan’ın anadille ilgili sözlerini almış. Öcalan da bir Kürt olarak, ‘Benim anadilim önemlidir’ demiş avukatlarına. Bunun terör faaliyetiyle ne alakası var?Savcı ille de bir bağ kuracak ya, aylarca önceden duyurulmuş bir konferansın sonuç bildirgesinde deklare edilmiş faaliyetleri illegal sayamayacağı için, bir yerlerden ekle-çıkar, kopyala-yapıştır bir kumpas kurması lazım. Taramış interneti, Öcalan’ın sözlerini bulmuş.,

“Anadilim Kürtçe, Anayasal güvencede olmalı ve Kürtçe eğitim yapılmalı”

Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde, bir Kürt’ün anadilinde eğitim istemesi teröristlik olarak tarifleniyor, tu-tuklanma gerekçesi oluyor.

‘Bir Kürt anadilinde eğitim istiyorsa devletin bölünmez bütünlüğüne karşıdır. PKK ve Öcalan da anadilinden bahsettiğine göre, dolayısıyla bu bir terör faaliyetidir. Sen istediğin kadar ‘değildir’ de kardeşim. Ben devlet olarak böyle görüyorum.’

Milyonlarca insan istiyor. Ben istiyorum. Halen istiyorum. Anadilim Kürtçe, Anayasal güvencede olmalı ve Kürtçe eğitim yapılmalı. Sadece o konuşmamda söylememişim. Mitinglerde, kürsülerde, grup konuşmalarımda defalarca değinmişim.

Anadilde eğitim talebimiz TBMM’ye sunulmuştur, partimin Yargıtaya verilen resmî programında vardır. Dolayısıyla benim anadilde eğitim talebini savunmamam bir parti disiplin suçu olabilir, ama savunmam ce-za kanunu açısından bir suç oluşturamaz.

Bir mahkeme anadilde eğitim talebim nedeniyle beni yargılayamaz. “Sen misin bunu isteyen” diye soru soramaz. Böyle bir hakkı yoktur. Meşru değildir. Bu fezlekenin içeriği suçtur, halkıma ha-karettir.

Yargının, anadilde eğitim talebi getirip terör meselesi olarak ele alması kabul edilebilir bir durum değildir. Bu talebin dile getirilmesi şid-det yoluyla olursa o zaman suç olur. Suç kısmı, talebin içeriğiyle ilgili olmaz.

“Benim anadil talebimi terörist bir faaliyet olarak nitelemek faşistliktir”

Bu fezleke kumpas anlayışının, Kürt halkına karşı saygısızlığın, terbiyesizliğin ciddi bir örneğidir. Savcı Ahmet Karaca’nın yaptığı ırkçılıktır. Benim anadil talebimi terörist bir faaliyet olarak nitelemek faşistliktir.

Her dil kıymetlidir. Her halkın anadili eşittir. Türkçe de öyledir Kürtçe de. Ben, anadilime bu yaklaşımı kabul etmediğim için HDP’de siyaset yapıyorum. Doğru bir siyasi çizgi izlediği için ben HDP’deyim. Tam da bu faşistliklere karşı mücadele ettiğim için HDP’deyim.

O zaman, BDP eşbaşkanı olarak bu konuşmayı yapmışım. [Anadilinde eğitim talebini içeren konuşma.] Doğru bir iş yapmışım. İyi ki de yapmışım. Tümüyle partimin programına, benim görüşlerime uygundur.

Anadilinde eğitimi iki nedenden savundum; birincisi, insanım diye. Her insanın anadili hakkı vardır. Benim meşruiyet temelim budur. İkincisi, evrensel hukuk bana bu hakkı veriyor. Türkiye’nin imzaladığı uluslararası sözleşmeler.

Anadilinde eğitim hakkını talep ederken şid-det mi kullanmışım? Hayır. Şid-dete teşvik mi etmişim? Hayır. Böyle bir iddia var mı peki hakkımda? Hayır. Ama utanmadan sıkılmadan, bunu bir terör faaliyet olarak fezlekeye koymuş.

Kızlarım Kürtçe konuşamıyor. Sizin çocuklarınız kendi anadillerinde eğitim yapabiliyor, benimkiler yapamıyor. Siz de aynı vergiyi veriyorsunuz ben de. Çocuklarım Türkçe bilsin, çok iyi bilsin. Türkçe ortak resmi dildir. Ama anadillerini de öğrensinler. Haklarıdır.

Cemaatçi savcı Ahmet Karaca madem çok hassas, o yürüyüşü ve kampanyayı düzenleyen ve dilekçe imzalayan iki milyon insanla ilgili ne yapmış? Hiçbir şey. Bir tek Selahattin Demirtaş hakkında fezleke düzenleyip Meclise göndermiş.

O dönemin Ahmet Karaca gibi savcıları siyasi saikle hareket ettiğinden dertleri muhalifleri boğmak. “Size muhalefet edenleri sıkıştırıyorum” deyip aferini almak, terfiyi kapmak. Nitekim yükseldiler, HSYK’ye kadar çıktılar.

Bu yürüyüşün üzerinden 9 yıl geçmiş, bana soruyorsunuz. Hazindir. Benim açımdan değil, sizin açınızdan. Ben durduğum yerdeyim. Halkımla birlikte. Partimle birlikte. Özgürlüklere inananlarla. Daha güçlüyüm. Daha inançlıyım.

Türkiye’nin aydınlık yarınlarına daha fazla inanıyorum. Peki Ahmet Karaca nerede? Çıksın da bu fezlekeyi savunabilsin bakayım. Keşke imkan olsa da SEGBİS ile bağlasanız. Bu dava da öyle olacak. Aradan 9 yıl geçmeyecek belki de.

Duruma başlarken ilk talebim buydu. Dedim ki, bu fezlekeleri ayıklayın. İddianameyi kabul ettiniz ama bazı fezlekeler soruşturma konusu olması itibariyle büyük haksızlık. Bakın bu fezleke de onlardan biri. Bunlarla yargılamayın dedim.

Ben sadece Demirtaş değilim. Milyonların bu ve benzeri siyasi taleplerinin temsilcisiyim. Beni anadili talebi sebebiyle yargılamakla milyonlarca insanı yargılamış olursunuz. İnsanlar incinir. Bakın orada ben 2 kızımın velisi olarak değil, eşbaşkan olarak konuşmuşum.

Biz bu ülkede asli unsuruz. Anadilinde eğitim Kürtler için haktır. Almanya’daki yurttaşlarımızın da anadilinde eğitim hakkı olduğunu savunuyorum. Onun da hakkı var. Bizim niye burada olmuyormuş? Niye eşit olmuyormuşuz?

Ben anadilinde eğitim hakkını her yerde açık açık savundum. Parlamentoda mitinglerde de savundum. Bu fezlekeye konu olan STK’lerin etkinliklerinde de savundum.

Bilmem kimin elinde bir belge yakalanmış, orada anadilinde eğitim savunuluyormuş, Demirtaş da buna dayanarak gitmiş yürüyüşe katılmış, anadilinde eğitimi savunmuş, dolaysıyla bu bir terör faaliyetidir. Hadi oradan.

Savcı hiç alakası olmayan delil koymuş. Siz de Diyarbakır Emniyet Müdürlüğüne yazınca, herhalde “elimizde Demirtaş konuşması yok, size Gültan Kışanak ile Osman Baydemir konuşması gönderelim. Onlar konuşmuş ama siz cezayı Demirtaş’a verin, bi şey olmaz” demişler.

Gültan Kışanak ile Osman Baydemir orada ne konuşmuşlarsa arkasındayım. Su-çsa da ben üstlenebilirim, sorun değil. Savcı çok zorlanmasın, delil bulamadığı için.

Anadilinde eğitim talebi suç değildir. Tam tersine bana karşı, partime karşı s-uç işlenmiştir. AKP-Cemaat ortaklığıyla yürütülen kirli operasyonlarının parçalarıdır bunlar. Cemaat faaliyetlerinden mağdur olmuş herkes aklanırken bizler yargılanmaya devam ediyoruz.

Ben Öcalan’ın barışa en yüksek katkıyı sunabilecek kişi olduğunu düşünüyorum. Siz buna katılır mısınız, takdir sizin. Ama “bu su-çtur” diyemezsiniz. “Neden Öcalan’ın barışa katkı sunabileceğini düşünüyorsun” diye bir s-uç uyduramazsınız.

Öcalan bu ülkede gerçekten de etkili olmasaydı İmralı gibi bir adada özel bir rejime tabi tutulmazdı. Tecrit uygulanmazdı. Bunu yetkililer benden iyi biliyor. Çözüm sürecinde görüştüğüm pek çok devlet yetkilisi söyledi.

“PKK bizim çağrılarımızla si-lah bırakmaz”

Siyasetçinin işi, acıların yaşanmasını önleyecek cesur politikalar üretmektir. Ben buna dayanarak “Öcalan barışın mimarıdır” dedim, diyorum. Defalarca çağrım var ama PKK bizim çağrılarımızla sil-ah bırakmaz. Ama Öcalan’ın çağrısını dikkate alır. Buna dayanarak dedik.

 


“Ne yapalım? Bildiğimiz gerçeği, savcı soruşturma açacak diye saklayalım mı?”

Ne yapalım? Bildiğimiz gerçeği, savcı soruşturma açacak diye saklayalım mı? Hayır. Bu benim siyasi görüşüm. En fazla buna katılmayabilirsiniz Ama beni bundan dolayı yargılayamazsınız. Bu, yargının konusu olamaz.

Kürt sorununda barışçıl çözüm isteyen siyasetçilerin üstüne özellikle gidildi, gidilmeye devam ediliyor. İşte şid-det sarmalı budur. Buna Cemaat deyip çıkamazsınız, halen devam ediyor.

“Erdoğan da Diyarbakır Ce-zaevi direnişini meydandan selamladı”

12 Eylül zin-danının karanlığını yaktıkları 3 kibrit çöpüyle aydınlığa çevirenlerin önünde saygıyla eğiliyoruz” demişim. Tayyip Erdoğan, 12 Eylül faşizmine karşı Diyarbakır Ce-zaevi direnişini Diyarbakır Meydanından selamladı ya. “Orayı müze yapacağız” dedi.

 

Erdoğan, Diyarbakır Ce-zaevini müze yapacağız diye söz verdi, şimdi Leyla Güven orada tutuklu. “Diyarbakır Ce-zaevinde bu millete ne iş-kenceler yapıldı” dedi. Ben onları anınca mı terör propagandası oluyor?

Herkes Diyarbakır Ce-zaevindeki iş-kencelerle ilgili konuşur, haktır ama Demirtaş o iş-kencelere karşı direnişi anarsa suçtur.” Valla anmış Demirtaş. Zu-lme karşı direnen kim varsa benim nazarımda saygındır.”

Bakın Bülent Arınç, “Gültan Kışanak’ın Diyarbakır Ce-zaevinde yaşadıklarını ben yaşasaydım dağa çıkardım” dedi. E o niye propagandadan yargılanmıyor? Yargılanmasın da. Doğru söylüyor.”

“Görüşlerim değişmeyecek”

“Kendi Kürdüyle barışmış bir Türkiye, Ortadoğu’nun dev gücü olacak. Bunu kim ister? Biz isteriz. Kim istemez? Bu savcı istemez. Bu savcı dediğim de zihniyettir. İşte bu zihniyet mahkum edilmelidir. Demirtaş değil, Yüksekdağ değil. Yanlış kişilerin peşindesiniz.”

“2 yıldır içerideyim. 5 yıl ce-zam, bir sürü dosyam var. Toplamda kaç yıl verirsiniz bilmiyorum ama şundan adınız gibi emin olun; burada siyasi duruşum son nefesime kadar değişmeyecek. Tartışırım, görüşlerim değişir ama dayatmayla değiştireceğim bir tek görüşüm yoktur.”

Kontrol Edin

Devlet Bahçeli hastaneye kaldırıldı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sağlık durumu hakkında henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Devlet Bahçeli, …