Anasayfa / Ortadoğu / HDP’li vekil Mesud Barzani’den beklentilerini açıkladı

HDP’li vekil Mesud Barzani’den beklentilerini açıkladı

Halkların Demokrasi Partisi (HDP) Ağrı Milletvekili ve Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, HDP-DTK ortak heyetinin Kürdistan Bölgesi’ne gerçekleştirdiği ziyareti ve Kürdistan Demokrat Partisi (PDK) Başkanı Mesud Barzani, Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani ile diğer Kürt partilerden beklentilerini açıkladı.

Rûdaw TV’de yayınlanan ve Hevraz Gulpi’nin sunduğu “Rûdawi Emro” programına konuk olan Berdan Öztürk, Türkiye’de erken seçim ihtimali, Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşhier Belediyelerine atanan kayyumları ve buna karşı izleyecekleri siyaset hakkında da değerlendirmelerde bulundu.

DTK Eş Başkanı ile soru-cevap şeklinde geçen diyalogu burada paylaşıyoruz.

Kürdistan Bölgesi’ne ziyaretinizin amacı nedir?

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum, Güney Kürdistan’ı ziyaret eden bu heyet HDP-DTK ortak heyetidir. Mevcut durumda Ortadoğu’da bir Üçüncü Dünya Sa-vaşı var ve burada en büyük sa-vaş da Kürt halkının statüsü ve iradesine karşı yürütülüyor. Bugün Efrin iş-gal edilmiştir. Aynı zamanda “Pençe operasyonu” adı altında yer yer Güney Kürdistan da iş-gal ediliyor. Bunun devamında bilindiği gibi Diyarbakır, Mardin ve Van gibi üç büyük şehirde kayyum atanarak Kürt halkının iradesi gas-pedilmiştir. Burada amaç nerede olursa olsun Kürt halkının örgütlü iradesine sal-dırıdır. Kürt halkı da 100 yıl önceki durmunda değil, bu gerçek de var. Kürt halkı tüm parçalarda örgütlenme ve gü-ç sahibi, Güney Kürdistan’da bir statü sahibi. Kürt halkının ulusal haklarına yönelik sal-dırılara karşı, ideolojimiz ve fikirlerimiz ne olursa olsun, Kürt siyasi liderlerinin, aydınlarının ve toplumun tüm öncülerinin de tek bir ses olup bu sal-dırılara cevap vermesi gerekiyor.

Başkan Barzani ile görüşmenizde kendisine hangi mesajı ilettiniz?

Sayın Barzani ile paylaştığımız şuydu. Türkiye’de Kürt sorunu çözülürse diğer parçalarda da çözülür. Bunun yol ve yöntemi de demokrasi ve diyalogdur. Sayın Barzani de bunu dile getirdi. Bir de ulusal birlik konusu önemli ve ihtiyaç var. Kürtlerin kendi aralarında da sorunlar var, bu sorunların çözümüne değindik. Görüşmede Türkiye ve genel olarak Ortadoğu’daki durumları ele aldık ve bu sorunların demokratik yol ve yöntemlerle çözülebileceğine dikkat çektik.

Başkan Barzani’nin bu konudaki görüşleri nelerdi?

Sayın Barzani de Türkiye’de Kürt sorununun demokratik yollarla çözülebileceğine işrat etti. Sa-vaşla sorunların çözülemeyeceğini belirtti ki bu görüşlerini her zaman ve her yerde de dile getiriyor. HDP zaten bu konuda her zaman bir çaba içerisinde.

Başkan Neçirvan Barzani ile de bir görüşmeniz olacak. Kürdistan Bölgesi yetkililerinden çözüm sürecinin yeniden başlaması için bir talebiniz olacak mı?

Kürdistan Bölgesi Başkanlığına seçildiği için Neçirvan Barzani ile yeni Kürdistan hükümetini de kutlama amacıyla geldik. Tabi ki geçmişte de her zaman Kürdistan Bölgesi yetkililerinin olumlu anlamda rolü olmuştur. Kendileri ile görüşmede fikir ve taleplerimizi paylaşacağız. Güney Kürdistan’da halkımız bir statü sahibi ve burada hükümetimiz, parlamentomuz var. Başta Sayın Mesud Barzani ve Neçirvan Barzani’nin rolü ve misyonu var ve önemli buluyoruz.

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’den talebiniz ne olacak?

Dediğim gibi, kendisini yeni görevinden dolayı kutlayacağız. Kalıcı ve onurlu bir barış için rolünü oynaması konusundaki beklentilerimizi ileteceği. Bir de ulusal birlik konusunda mesajımızı aktaracağız. Ulusal kongrenin toplanması için neler yapılabilir konusunda Sayın Neçirvan Barzani’nin de görüşlerini alacağız ve görüşlerimizi paylaşacağız.

Türkiye ile iyi olan ilişkilerini de kullanarak kendisinden yeni bir barış süreci için bir talebiniz olacak mı?

Biz çözüm için tüm tarfların üzerine düşen sorumluluğu yerine getimesini bekliyoruz. Sayın Neçirvan Barzani Kürdistan Bölgesi Başkanı’dır ve kendisinin rolü, misyonu bizim açımızdan önemlidir. Bir de koşullara da bakmakta fayda var. Bu koşullarda AKP-MHP hükümeti barış için hazır değil.

Türkiye’de bir erken seçim olasılığı görüyor musunuz?

Bu günkü koşullarda böyle bir ihtimal görmüyoruz. AKP’nin sal-dırılarına baktığımızda içeride ve dışarıda bir sa-vaş ortamı oluşturup sa-vaş politikalarını yürütmeye çalıştığını görüyoruz. bu şekilde bir milliyetçi cephe oluşturup seçime gitmek ve böylece kazanmak istiyor. Bildiğiniz gibi 7 Haziran 2015 sçeimlerinde AKP’nin tek başına iktidar olamadı. Bu yüzden Suruç’ta, Diyarbakır’da ve birçok yerde bom-ba pat-lattılar. Halkı kendilerine mecbur edip tekrar seçime gittiler ve böylece 1 Kasım’da tekrar iktidar oldular. Bugün de aynı taktiği kullanıyorlar. Kayyumlara ve Rojava’ya yönelik teh-ditlere baktığımızda aynı ortamı yeniden oluşturmaya çalıştıklarını görüyoruz.

Sizce Türkiye hükümeti veya AK Parti-MHP ittifakı yeniden barış süreci başlatır mı veya tek taraflı bir barış süreci gelişebilir mi?

AKP-MHP ittifakının saldırılarına baktığımızda buna hazır olmadıklarını görüyoruz. Bakınız, Sayın Öcalan son görüşmesinde “devlet de hazır olursa bu sorunu bir hafta içerisinde çözebiliriz” dedi. Fakat hükümetin buna cevabı belediyeleri gas-petmek oldu. Hükümet de, devlet de bunu şu an istemiyor. Ama yine de barışta ısrarcı olmak gerekiyor. Kırk yıldır bu yöntemle Kürt halkına yöneliyorlar ve bu şekilde Kürt sorunu çözülemiyor. Aksine daha da derinleşmiş ve yayılmıştır. Tam da bu noktada Kürdistan Bölgesi hükümetinin rolünü önemli buluyoruz.

Türkiye hükümeti sorunun barışçıl çözümüne yanaşmıyorsa bu durumda sizin seçenekleriniz nelerdir?

Sayın Öcalan’ın çağrısı sadece hükümete ve devlete değil aynı zamanda demokratik güçlereydi. Bakın 31 Mart ve 24 Haziran İstanbul yerel seçimlerinde de demokratik bir ittifak sağlandı, resmi de değildi. Ama bu ittifak en büyük darbeyi AKP-MHP ittifakına vurdu. Sayın Öcalan’ın çağrısı da hem Kürt halkına ve hem de Türkiye’deki demokratik güçlereydi, Türk halkınaydı. Sa-vaşın bedelini Kürt ve Türk hakları veriyor. Halklar birlikte ittifak olrak tek ses olsa ve Sayın Öcalan’ın cağrısına yanıt verirse hükümet de, devlet de mecburen Kürt sorununu demokratik yollarla çözmek zorunda kalır.

Sayın Öztürk, demokratik güçler dediğiniz kimlerdir? Sizce CHP ve İYİ Parti de bu güçler arasında yer alıyor mu?

Konuyu sadece partiler üzerinden ele almayalım. Mevcut durumda Türkiye’de iki cephe oluşmuş durumda. Bir taraftan bizim belirttiğimiz tekçi, faşist ve farklı halk ve inançları kabul etmeyen cephe, öte yandan diğer cephe de ise, kim olursa olsun, İYİ Parti dahi olsa muhalefet ettiğinde teh-dit ediliyor. CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kürdistan’a geldiği için İçişleri Bakanı tarafından tehdit edildi. “İşine bak, sen neden gidip onları ziyaret ediyorsun” dendi. Bugün Türkiye’de bir tweet yüzünden insanlar tu-tuklanarak hap-se atılıyor. Bu yüzden cephe geniştir diyoruz.

HDP’li belediyelere kayyum atandığında sizce bu çevrelerin tepkisi yeterli miydi?

Beklenen güçlü tepki çıkmazsa da bugün İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerde halk tepkisini gösteriyor. Sadece Kürt halkı değil, demokrasi isteyen herkes tepki gösteriyor. Fakat 24 Haziran seçimleri bir inancı da yeşertti. CHP de dahil bazı çevreler, HDP’nin barış ve demokrasi adına değil, kendi çıkarları adına mücadele ettiğine inanıyordu. Yerel seçimleri HDP’nin gerçekten demokrasi adına mücadele ettiğini kanıtlamış oldu.

24 Haziran’da tekrarlanan İstanbul seçimlerinde CHP adayını destekledinir. Şimdi kayyumlar konusunda CHP’den beklentiniz nedir?

Biz CHP’den birşey talep etmiyoruz. Kendileri de bunu görüyor. Demokrasinin, hukukun ortadan kalktığını görüyorlar. Tüm bunlar kalmayınca ve özgürlükler ortadan kalkınca bugün HDP’ye yöenlik sal-dırıların aynısı yarın CHP’ye karşı yürütülür. 31 Mart seçimlerinde CHP İstanbul’u aldı ama kayyum atadılar, kabul etmediler ve seçimler tekrarlandı. Bu kadar büyük bir fark olmasaydı yine vermezlerdi. Taleplerimiz değil, CHP demokrasi ve hukukun üstünlüğünü istiyor mu istemiyor mu? Birlikte barış içinde yaşamamızı istiyor mu istemiyor mu? Bu kararı CHP’nin kednisi verecektir. Biz prensip olarak demokrasiye sahip çıkmasını bekliyoruz?

HDP’nin kazandığı diğer belediyelere de kayyum atanması riski var mı?

2016’da bütün belediyelerimiz gas-pedilerek kayyum atandı. Mesele artık birtek kayyum meselesi değil, mesele Türkiye’nin meselesi ve Ortadoğu’nun meselesidir. Başta da dile getirdiğim gibi, Kürtlere nerede olursa olsun düş-manlık besleyenler bu tutumlarını sürdürecektir. Biz eşit ve ortak yaşam istiyoruz. Ay-rılmaktan ve ay-rımcılıktan bahsetmiyoruz. Birlikte eşit ve özgür bir yaşam diyoruz. Bunun mücadelesini sürdüreceğiz. Bu mücadele 100 yıldır sürüyor sürecektir. Fakat bugün demokratik çevreler ses çıkaramazsa Türkiye ve Türkiye halkları kaybedecektir. Kürtler de direnişlerini süredürecektir.

Eylemleriniz devam edecek mi? Hükümetin kayyumlar hakkındaki kararı iptal etmesi için ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Gas-pedilen irademiz iade edilene kadar eylemlerimiz devam edecektir. Çünkü bu kabul edilemez. Kürt halkına karşı uygulanan hukuk sömürü hukukudur. Bu kabul edilemez ve buna karşı demokratik yol ve yöntemlerle HDP’nin mücadelesi devam edecektir.

PKK ile bağlantısı iddia edilerek belediyelere kayyum atandı. Siz belediyelerin PKK ile bağlantısı olmadığını belgelerle ıspat edebildiniz mi?

Sadece bu sonda değil, 2016’da da kendi müfattişlerini gönderdiler. Sabahtan akşama kadar bırakın Kandil’e para göndermeyi, belgelerle ıspat edebilecekleri en ufak bir yanlışlığı dahi bulamadılar. Ellerinde delil ve kanıt olsa bunu gösterebilirlerdi. Bakın bu kayyumlar işe geldikleri andan itibaren trilyonlarca lira yemişler, harcamış ve israf etmişler. Bunun belgeleri ve faturaları var. Bu kayyumlar milliyetçileri bir cephede tutabilmek ve bunun için de algı oluşturmak için atandı. Çünkü bugün milliyetçiler dışında kimse artık AKP’yi desteklemiyor. Bu yüzdenbelediyelerimizi Kandil’e para göndermekle suçluyorlar. Kandil buna karşılık, “Türkiye hükümetinin paraya ihtiyacı varsa biz verelim” şeklinde açıklama yaptı. Bu gerçek değil iftiradır.

Kayyumların gerekçelerinden biri de sizdeki “eşl başkanlık” sistemiydi. Bu sistemin Türkiye hukuku ile bağdaşmadığı söylendi. Bu konuda ne diyeceksiniz?

Ona bakarsanız hükümet bizim dilimizi de yasaklıyor. Diliniz burada değil şurada konuşun diyorlar. Bizim mücadelemizde kandılar her zaman öncü olmuştur.

Eş başkanları hangi mekanizmaya ve neye göre belirliyorsunuz?

Bu HDP’nin tüzüğünde yer alıyor. Demokrasimizde yer alıyor.

Bunlar atanmış kişiler mi oluyor, seçilmiş kişiler mi?

Eş başkanlar aday gösteriliyor ve halk tarafından seçiliyorlar. Halk adayları tanıyor ve kimi seçtiğini biliyor. Türkiye anayasasında olmaması eş başkanlık sisteminin hiç olmayacağı anlamına gelmez. Olmaları da suç teşkil etmez. Bir de sorun eş başkanlık sistemi sorunu değil. Kandil’e para göndermişler diyorlar. Ve daha 4 ay geçmeden kayyum atıyorlar. Bu şekilde belediyelerde kayyumların yaptığı talanı gizlemeye çalışıyorlar. Ama başta da dediğim gibi bu Kürt halkının iradesine, örgütlenmesine karşı saldırılardır. Sömürgecilik hukuku işletiliyor.

Sayın Ahmet Türk Mardin’deki kayyumun yolsuzluk yaptığını açıkladı, bazı belgeler sundu. Siz bu yolsuzluklara karşı dav açatınız mı?

Evet, dava açıldı. Sadece baklavalara, kadayıflara milyonlarca lira para harcanmış, bunların birere birer faturaları, belgeleri var. Halkın parasını çıkarları için harcamışlar. Her üç büyük şehir belediyesinde ve diğer belediyelerimize de büyük borçlar bırakmışlar. Diyarbakır belediyesi kısa zamanda borçlar yüzünden birşey yapamayacaktı ama yeniden kayyum atadılar.

Kontrol Edin

Tarikatçılar birbirine girdi

Nurcu Uşşaki tarikatı lideri Fatih Nurullah ve Cübbeli Ahmet arasındaki tartışmada tansiyon yükseldi. Cübbeli Ahmet ile Nurcu Uşşaki …