Anasayfa / Politika / Rawest’den İstanbul’da Kürt seçmen araştırması: Bir aday lehine kayma var

Rawest’den İstanbul’da Kürt seçmen araştırması: Bir aday lehine kayma var

Cumhur İtiffakı’nın İstanbul Adayı Binali Yıldırım ile Millet İtiffakı’nın adayı Ekrem İmamoğlu, İsmail Küçükkaya’nın moderatörlüğünde karşı karşıya geldi. Bölge açısından en çok merak edilen konu ise iki adayın Kürt ve HDP seçmenine ne gibi bir mesaj vereceği yönündeydi.

Rawest Araştırma Direktörü Reha Ruhavioğlu iki adayın canlı yayındaki karşılaşmasını değerlendirdi. Ruhavioğlu, oy değişikliği yaratacak bir program olmadığını söyledi.

Bekir Güneş’in yaptığı ve Nûpel’de yayınlanan söyleşi şu şekilde:

‘Faktörleri bir araya getirdiğimizde İmamoğlu seçim kazanan birisi. Binali Yıldırım’ın ise kaybedecek bir şeyi yoktu. Dolayısıyla bütün faktörler aslında Binali Yıldırım lehineydi. İmamoğlu’nun orada kaybetmemesi için kazanması yeterliydi. Dün görebildiğim kadarıyla İmamoğlu kaybetmedi. Hatta Yıldırım’a göre ortalamanın biraz üstünde de sayılabilir. Orada ciddi bir çıkış yapması beklenen İmamoğlu değil Yıldırım’dı ancak Yıldırım’ın o çıkışı yakaladığını düşünmüyorum.’ diyen Ruhavioğlu ile dün akşam Türkiye’yi ekran başına kilitleyen ortak yayını konuştuk…

– İstanbul’da HDP ve Kürt seçmeni seçimde çok ciddi bir rol oynuyor. İki adayın da Kürt seçmene ilişkin dili değiştiğini görüyoruz. Dün ki tartışmadan sonra Kürt seçmenin tavrından bir değişiklik bekliyor musunuz?

Dün ki tartışmanın Kürt oylarında bir hareketliliğe sebep olacağını düşünmüyorum. Geçen hafta İstanbul’da bir saha araştırmamız vardı. Bir hafta orada bir çalışma yürüttük. AK Parti bölgedeki bütün parti yöneticilerini, belediye yöneticilerini kendilerine ilişkin STK temsilcilerini oraya götürmüş ve bir çalışma yürütüyor. Ama orada görebildiğim kadarıyla orada sadece AK Partililere propaganda yürütüyorlar. YSK kararı nedeniyle oluşmuş bir kır-gınlığın giderilmediğini söylüyorlar. Hatta AK Parti seçmeninin de YSK kararı nedeniyle kafalarının karışık olduğunu söylüyorlar. Sahada bu insanlar varlar ama çok fazla bir seçim çalışması yapıldığını görmedim. Bir etki oluşabildiğini görmedim.

Beka meselesi AK Partili Kürt seçmeni sandıktan uzak tuttu

2 sebebi var bunun. Birincisi 31 Mart öncesi bekaa politikası Kürt seçmeni sandıktan uzak tuttu. Özelikle AK Partili Kürt seçmeni sandıktan uzak tutu. Özelikle YSK kararının izah edilememesi AK Parti’yi daha çok zora soktu. 31 Mart seçimi öncesi Ekrem İmamoğlu’na oy verenler yüzde 50’nin biraz üzerindeydi. Ama şimdi bütün bu destek Ekrem İmamoğlu’na 3’te 2 oranına ulaşmış. HDP seçmeni açısından bakacak olursak 31 Mart öncesi bizim tahminimiz yüzde 85 civarındaydı ama yeni araştırmalarımızda bu destek yüzde 90’ların üzerine çıkıyor. İmamoğlu’na destek Kürtler nezdinde biraz daha artmış oluyor. Bunun en önemli nedeni YSK kararı. Bu Kürt meselesine ilişkin yeni çıkışlar da çok etki etmiyor.

AK Partili Kürtler de kızgın

Yer yer irite edici olduğunu sezdiğimiz bile oldu. AK Parti’nin genel olarak bir son 3-5 yıllık bir Kürt politikası var. İşte bir “De-foloun Kürdistan’a” gibi Cumhurbaşkanı düzeyinde söylenmiş bir şey var. Büyük politikayı belirleyen Cumhurbaşkanı ve onun söylemi olunca Yıldırım’ın Diyarbakır’a gelip zamanında Kürdistan mebusları demesi ya da Kürtçe konuşması çok bir etki yaratmıyor. AK Partili Kürt seçmenin bir kısmı “Biz de bu kadar saf değiliz. Bir yandan bu yapılırken bir yandan bizi kandırmaya çalışyorlar.” Büyük politikada bir Kürt politikanız yoksa bir Kürt politikanız varmış gibi ikircikli davranmanız çok fazla ikna etmiyor tersine rahatsız ediyor. Özelikle Esenyurt bölgesinde çok ciddi bir serzeniş gördüm.

– Kürt meselesine ilişkin iki yerde konuşma oldu özelikle Suriye ve mülteci meselesinde bunları nasıl gördünüz?

2 yerde Kürt bahsi geçti. 1.si Kürt seçmeni nasıl ikna edeceksiniz sorusu sorulduğunda İmamoğlu ben işte eşitsizliği mahallede bitireceğim Yıldırım’ın işte biz 16 yıldır eşit bir şekilde hizmet ediyoruz söylemleri çok genel geçer ve topu orta sahada çevirme politikası. Bunun nasıl yankı yaptığına bakarsak Ekrem İmamoğlu’nun CHP’nin son 15 yıldır bir iktidar somut bir iktidar gücü olmayınca somut bir Kürt politikası da yok. Ondan beklenen Kürt meselesini çözme anadil sorununu çözme gibi bir durum da yok.

Kürtler artık bu söylemlere inanmıyor

En fazla AK Parti ile yürütülen bir sürece destek vermesi bekleniyor. Dolayısıyla Ekrem İmamoğlu’nun olumsuzluk anlamında bagajı daha boş. Ama AK Parti bir çözüm süreci başlatmış o bozulmuş bugün “De-folun Kürdistan’a” noktasına gelmişken Yıldırım’ın İmamoğlu’na benzer şeyleri tekrar etmesi aynı etkiyi yaratmıyor. İnsanlar AK Parti’nin çözebileceğini bir şeyler yapabileceğini bekliyorlar. İmamoğlu’nun seçim propagandası boyunca işte Kürt seçmenin de ulaşım ve trafik sorunu var gibi söylemleri etnik vurgudan ziyade eşitliği vurgulayan herkese eşit hizmeti vurgulayan bir politika. Bu da onun söylediklerini destekler nitelikte. Hatta bir iki gün önce daha cesur bir çıkış yapmıştı. Kürtçe kurslar meselesinde “Tabiki Kürtler bu şehrin ikinci büyük nüfusunu oluşturuyor ve onları dili de öyle elbetteki onların dili de olacak. Talep olması durumunda Kürtçe kurs da açılacak” gibi bir çıkışı vardı. Kürtler daha çok bunu hatırlıyorlar.

Bir de Suriyeli Mülteciler konusunda bir Kürt bahsi geçti. İlk soruda ikisi de sadıra şifa bir şey söylemedi. İmamoğlu kendi genel politikasını söylediği için bir tık önde. Suriyeli mülteciler konusunda İmamoğlu bir entegre meselesinde bahsetti. Bizce de artık geri göndermeye yerine entegrasyondan bahsetmek gerekir. Suriye’yi bugün güllük gülistanlık bir yere de çevirseniz en az Suriyeliler’in yarısı burada kalacak. Geçici göç dediğimiz şey kalıcı bir şeydir hatta geçici göç kadar kalıcı bir şey yoktur.

Yıldırım’ın açıklamaları AK Parti politikasıyla çelişiyor

Dolayısıyla siz bu insanların yarın gidecek gibi davranmasını bekleyemezsiniz. Bunun karşısında ise Yıldırım’ın AK Parti’nin Suriye politikasının biraz dışına biraz karşısına geçen işte “Eğer asayiş problemi yaparlarsa tutup göndeririz” gibi de bir çıkış yaptı. Bu aslında AK Parti politikası ve genel islami söylemle çelişen bir şey. Bu biraz kendi ayağına sıkmak oldu Binali Yıldırım’ın. İkinci hatası bu Suriyeli mültecilerin geri gönderilmesi meselesi söz konusu olduğunda işte Afrin’e ve Fırat Kalkanı Operasyonu ile boşaltılan yerlere gönderileceğini söyledi.

Yıldırım’ın Suriye söylemi Kürt seçmeni kızdırdı

İşte bu bir çeşit Kürt demografisiyle oynamak anlamına geliyor. Suriye’de yapılan Arap Kemeri politikasının bir benzeri haline geliyor. Bu Kürt seçmeni rahatsız etmiştir. Mültecilerin geri gönderilmesine ilişkin açıklama müslüman kesimi ayrıca rahatsız etmiştir. Bu kişilerin Afrin ve Kürt bölgelerine geri gönderilme açıklaması Kürtler’i rahatsız etmiştir. Yıldırım’ın asıl olarak Kürtler ile ilgili hatayı ilk soruda değil Mülteciler ile ilgili soruda yaptığını düşünüyorum. Bu konu önümüzdeki bir iki gün içinde HDP’nin bunu gündem yapmasıyla muhtemelen daha fazla tartışılacaktır. Kürtler bu konudan çok rahatsızlık duydular. Genel olarak program zaten kimsenin gönlünü çelecek bir performansla yürütülmedi. Binali Yıldırım burada bir hata yaptı bu hatanın daha sonradan farkına varacağını ben tahmin ediyorum.

– Genel olarak baktığınızda son durumu nasıl değerlendiriyorsunuz. AKP’nin son söylem değişikliklerinden sonra Kürt seçmenin tavrından sahada yaptığınız araştırmalarda bir değişiklik gözlemleyebildiniz mi?

Sahadaki en belirgin faktör artık ekonomi bile değil. Sahadaki en belirgin faktör YSK kararı. Bu YSK’nın kararını yanlış bulanların oranı azalmıyor artıyor. AK Parti’de bile daha önce Yıldırım’a oy vermiş ama YSK kararından dolayı kız-gın olanların sayısı yüzde 30’ların üzerine çıkıyor. Ekonomi ve Kürt meselesi gibi faktörler tali meselelere dönmüş durumdalar. İmamoğu ve Yıldırım’ın ekonomi içerikli vaatleri elbette İstanbul gibi bir yerde çok önemlidir. Ancak YSK kararı bunların hepsinin önüne geçiyor. İşte Vali böyle dedi Yıldırım’ın Kürdistan söylemi çok fazla etkilemedi. İstanbul’da kararsız seçmenlerin oranı yüzde 2-3’lere kadar geriledi. Ve kararını verenlerin büyük bir çoğunluğu ise ben kararımı verdim ve kararım nettir artık diyor.

Bundan sonra seçmenin kararını değiştirmesi çok zor

Bundan sonra seçmenin kararını değiştirmek çok zor. Bütün ana faktör YSK kararı olunca AK Parti bunu ne kadar savunursa savunsun “işte sadece bir karara itiraz oldu sadece o değişti” gibi ne kadar söylerse söylesin seçmen YSK üzerinden İmamoğlu’nun hakkının yendiğini düşünüyor. Bu düşünce karşısında AK Partili ise ya boykot edecek ya da gidip İmamoğlu’na destek verecek. Dolayısıyla İmamoğlu’na desteğin YSK kararı nedeniyle arttığını görüyoruz. Onun dışında iki adayın projeleri söylemleri falan baktığımızda aslında CHP ve AK Parti adayları çok farklı bir şey söylemiyorlar. İki aktör de bu işi yapabilecek düzeyde. 18 günlük belediye başkanlığında İmamoğlu’nun su ve ulaşım indirimi oldu. AK Parti biz yaptık diyor bizim kararımızla geçti diyor.

Doğru ancak bizim sahada yaptığımız araştırmada özelikle AK Partili seçmenler şöyle diyor, “Tamam mecliste AK Parti’nin kararıyla geçmiş olabilir ama İmamoğlu’nun vaadiydi. Ve İmamoğlu’nun vaadi olduğu için bizimkiler yaptı deniliyor. Eğer bu sebeple değilse işte 25 yıldır biz İstanbul’u yönetiyorduk niye biz pahalı su ve ulaşımı kullanıyorduk. İşte İmamoğlu ortaya çıkana kadar bizimkiler ucuzlatmayı düşünmediler mi. Sırf bu yüzden olsa bile İmamoğlu sayesinde oldu” gibi bir söylem var. Bu iki söylem İmamoğlu’nun kampanyasının ana faktörlerine dönüşmüş. Biz CHP seçmeninden, HDP, İYİ Parti ve hatta MHP seçmeninden de İmamoğlu’na biraz daha fazla bir yönelme görüyoruz.

Diğer parti seçmenlerinden İmamoğlu’na doğru kayma var

HDP, CHP, MHP seçmeninden daha önce İmamoğlu’na oy verme oranından yükselme görüyoruz. Eğer irrasyonel bir faktör devreye girmezse ki bu veriler bu noktaya geleceğini gösterirken YSK’nin seçimi yenilemesi insanların aklına şunu da getiriyor peki ne yapacaklar bütün veriler İmamoğlu lehineyse AK Parti neden böyle bir risk üstlendi. Ben çok ciddi bir irrasyonel faktörün devreye sokulamayacağını düşünmekle birlikte İmamoğlu’nun farkı açtığını düşünüyorum. Bunu bir tahminden ziyade bir veri olarak söyleyebilirim.

Farkın İmamoğlu lehine biraz daha açılığını gözlemliyoruz. Sandığa gitmeyen seçmenler AK Parti’nin hedefiydi ama bütün araştırmalar sandığa gitmeyen seçmenlerin daha çok İmamoğlu tarafından görüş değiştirdiğini görüyoruz. Sandığa gitmeyenler açısından AK Parti açısından en iyi senaryo İmamoğlu açısından en kötü senaryo bile İmamoğlu’nun açtığı farkı kapatmaya yetmiyor.

İmamoğlu farkı daha da açacak

YSK kararı veya 18 günlük İmamoğlu’nun yaptığı söylenen hizmetler gibi açılan farkı kapatmaya yetmiyor. Binali Yıldırım 31 Mart’an sonra toparlayıcı, tek başına kampanya yürütücü daha önde ve daha iyi bir kampanya yürüttü bu doğrudur. Ama bir tah-ribat vardı ve bu tah-ribatı Binali Yıldırım ile yeni kampanyanın toparlaması mümkün olmadı. Bugünden baktığımızda İmamoğlu’nun daha rahat ve daha önde olduğunu görebiliyoruz.

Kontrol Edin

“CHP Kürt sorununa ilişkin çarpıcı çıkışlar yapacacak”

T24 yazarı Murat Sabuncu, bir CHP yöneticisiyle yaptığı görüşmeyi köşesine taşıdı. ‘Kürt sorununu çözerse Erdoğan …