Anasayfa / Politika / Sen misin Kürtçe hutbe okuyan!

Sen misin Kürtçe hutbe okuyan!

Kürt illerinde Kürtçe hutbe okunmamasına tepki olarak imamların başlattığı “sivil cuma namazını” kıldıran emekli imam Abdulkadir Anar’a Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi “terör faaliyetinde bulunmak, sivil cuma namazlarını kıldırmak, propaganda yapmak ve PKK’lilerin cenazelerine katılmak” suçlamasıyla “örgüt üyeliğinden” 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmişti.

Kararın bozulması için Antep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Dairesi’ne istinaf başvurusunda bulunan Anar’ın avukatı Soran Haldi Mızrak, mahkemenin kısa bir gerekçeye dayandırdığı kararında, yerel mahkemenin kararında esas ve usule aykırı herhangi bir husus bulunmadığını, eylemin kanunda görülen suç tipine uygun olduğu, kararda isabetsizlik bulunmadığına hükmederek istinaf başvurusunu reddettiğini söyledi.

“Eylemler siyasi faaliyet ile din ve vicdan kapsamındaki eylemlerdir”

İstinaf mahkemesinin kararından sonra dosyayı Yargıtay’a taşıdıklarını ve üst mahkemenin kararı bozacağını düşündüğünü ifade eden Mızrak, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) son Selahattin Demirtaş kararını göz önüne aldığımızda Yargıtay’ın kararı bozacağını düşünüyoruz. Çünkü yerel mahkemede gerekçeye konu edilen fiillerin hemen hepsi ya siyasi faaliyet kapsamında ya da din ve vicdan hürriyeti kapsamındaki eylemlerin suçlaştırılmış halidir. Müvekkilimin dosya kapsamında elle tutulur ‘terör faaliyeti’ denilebilecek hiçbir şeyi yoktur” dedi.

“Mahkemenin kararı Yargıtay’ın kararına uygun değil”

Müvekkilinin siyasi faaliyetlere katılmasının normal olduğunu çünkü kendisinin emekli imam ve Diyarbakır merkez Bağlar Belediyesi meclis üyeliği bulunduğunu hatırlatan Mızrak, müvekkiline isnat edilen bazı fiillerin müvekkili tarafından işlenip işlenmediğinin sabit olmadığını, katıldığı basın açıklamalarında slogan atmadığı, şiddet eylemine katılmadığının görüntülerle sabit olduğunu değerlendirmesinde bulundu.

“Telefon sinyali delil kabul ediliyor”

Bölge mahkemesinin verdiği kararın, Yargıtay’ın “örgüt üyesi olmak” suçunun 2017 tarihli ilke kararına uygun olmadığını ve dosyadaki cezalandırılma gerekçelerinden örnekler veren Mızrak, şu bilgileri paylaştı:

“Mesela Bingöl’deki bir saldırıda Anar’ın oraya gittiği iddiası var. Dosyada müvekkilimin orada olduğunu gösterir ne baz istasyon kaydı ne bir fotoğraf ne de bir görüntü var. Yani hiçbir şey yok. Ama telefon Diyarbakır-Bingöl arası Yolçatı mevkiinde sinyal verdiği iddiası var. Orada sinyal vermiş diye Bingöl’deki saldırıya katılmış olarak kabul ediliyor. Bir diğer gerekçe ise, sivil Cuma eylemlerinde hutbe okumasıdır. Yani hutbe okunması “terör faaliyeti” kapsamına alınmış.”


Mızrak, Yargıtay’ın cezayı onaması durumunda müvekkilinin dörtte üç oranında 4 yıl 2 ay hapis yatacağını sözlerine ekledi.

Kontrol Edin

Devlet Bahçeli hastaneye kaldırıldı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sağlık durumu hakkında henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Devlet Bahçeli, …